2024 yılı dünya ekonomisi ve 2025 yılına dair perspektifler: Küba'ya etkileri-1

Elizabet

Administrator
Yönetici
Katılım
Ocak 16, 2025
Mesajlar
200,479
Tepkime puanı
0

1995-2009 yılları arasında Küba Ekonomi ve Planlama Bakanı olarak görev yapan José Luis Rodríguez, Dünya Ekonomisi Araştırma Merkezi Danışmanı olarak çalışmalarına devam eden önemli bir iktisatçıdır. Ayrıca çeşitli akademik dergi ve gazetelerde iktisat yazıları kaleme almaktadır.

9 Ocak 2025’de Cubadebate’de iki bölüm halinde yayınlanan yazısının ilk kısmını paylaşıyoruz.



Uzman olsun olmasın birçok kişi, belirsizliğin ve güvensizliğin küresel çapta arttığı 2024 yılının korkunç bir yıl olarak tanımlanabileceğini söylüyor. Haksız da değiller.

Geçtiğimiz yılın bu bağlamda hangi boyutuyla ele alınırsa alınsın olumlu sinyaller vermediği görülüyor.

Öncelikle, 2024 yılında dünya, çevre tahribatının devam ettiğine ve uluslararası toplantılarda bu felaketin etkilerini hafifletecek önlemler alma girişimlerinin art arda başarısız olduğuna tanık olmuştur. Elimizdeki kayıtlı verilere dayanarak 2024 yılının tarihin en sıcak yılı olduğunu ve küresel ısınmanın doğal felaketlerin artmasında ve ani sıcaklık değişimlerinde gittikçe daha fazla etkili olduğunu biliyor olmamız bu olumsuz etkilerin neler olduğunu göstermesi açsısından yeterli olacaktır. Fakat bu gerçekliğin asıl yaratıcıları mevcut durumu değiştirmek ya da en azından etkilerini hafifletmek için üzerlerine düşeni yapacak gibi görünmüyorlar.

İkinci olarak, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere gelişmiş kapitalist dünyanın göreceli ekonomik hegemonyasını kaybetmesi gözle görülür hale geldi. Dünyanın önde gelen bu devleti hâlâ muazzam bir güce sahip olsa da, ekonomik hakimiyetine yıllardır Çin tarafından giderek daha fazla meydan okunmaktadır. Ancak bu ekonomik savaş, Asya devinin uluslararası ekonomik rekabetteki yükselişini frenlemede etkisiz kalmaktadır.

Bu hegemonya kaybı, BRICS+'nın önemi giderek artan ekonomik bir rakip haline gelmesiyle birlikte küresel ekonomideki çok taraflılığın yükselişi ile kendisini göstermektedir.

Üçüncü olarak, kaybedilen mutlak hegemonyayı koruma mücadelesi sadece piyasalarda verilmemektedir. Çünkü bugün kaybedilen alanı silah zoruyla yeniden kazanmayı amaçlayan gerçek savaşın ekonomik savaşla birleştirildiği savaşlar yürütülüyor. 1 Hibrid savaşlar olarak adlandırılan bu savaşların en iyi örneği Rusya ve Ukrayna arasındaki – ya da daha doğrusu Ukrayna topraklarında yürütülen NATO ve Rusya arasındaki – savaştır. Bu savaşlar öncelikle askeri harcamaların rekor seviyelere ulaşmasına -2023 yılında küresel askeri harcamalar 2 trilyon 243 milyar dolara kadar ulaşmıştır – neden olurken mevcut ve gelecekteki savaşlar için taraf olan güç dengelerinde değişimin yaşanması gibi tehlikeli sonuçlar doğurmadan gerçekleşmiyor. Böylece, ABD (916 milyar dolar), Çin (296 milyar dolar), Rusya (109 milyar dolar), Hindistan (83,6 milyar dolar) ve sekizinci sıradaki Ukrayna (64,8 milyar dolar) en yüksek askeri harcamaları yapan ülkeler oldular.2 2025 yılına kadar ABD’nin askeri harcamalarının 895 milyar dolar, Rusya’nın ise 140 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.3

Küresel ekonominin 2024 yılındaki gelişimine ait somut sonuçlar gelecek sene muhtemelen artacak olan belirsizlik ve gerilimlerin etkilerini ortaya koymaktadır.

İlk olarak Dünya Bankası tahminlerine göre4 2024 ve 2025 yılları için küresel büyüme oranlarının yüzde 2,6 seviyesinde olduğuna işaret etmek gerekir ki bu rakam IMF’nin iyimser öngörüsünün altındadır. Eğer 2024 yılını kapatırken son yaşanan jeopolitik olaylar, bilhassa İsrail’in Ortadoğu’daki gerilimde takındığı saldırgan tavır ve Suriye hükümetinin düşüşü dikkate alınırsa, Dünya Bankasının bu öngörüsü özellikle anlamlı olabilir. Buna şiddetlenen Ukrayna savaşı ve Başkan Donald Trump’ın dış politikaya dair saldırgan söylemleri eklenebilir.

Ancak, IMF’nin hesaplamalarını baz alsak bile, 2024'teki zayıf küresel büyümenin5 temelde ‘yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler’ olarak adlandırılan ülkelere dayandığı, daha gelişmiş kapitalist ülkelerin -ABD hariç- GSYİH büyüme oranlarının oldukça düşük olduğu, hatta Avrupa'nın ana ekonomisi olan Almanya'nın bile 2023 yılında gerilediği ve 2024 yılında büyümediği görülmektedir. Bu durum özellikle Batı'nın Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımlarla ilişkilidir. Ukrayna'daki savaş nedeniyle Avrupa pazarı Rus yakıtına kapatılmış ve bunun yerine ithal edilen gazın maliyeti Rus gazının maliyetine göre ciddi bir şekilde artmıştır. Tüm bunlar, büyük ölçüde NATO'nun Ukrayna'da Rusya'ya karşı yürüttüğü savaşın sonuçları nedeniyle derin bir ekonomik darboğaza giren Avrupa Birliği'nin ABD politikalarına ne kadar boyun eğdiğini de göstermiştir.6

ABD’ye gelirsek, bazı ekonomistler ABD reel ekonomisinin özellikle sanayi sektöründe sahip olduğu rekabet gücünde ciddi bir kayıpla karşı karşıya olduğunu, ülke ekonomisinin büyük oranda borsa spekülasyonlarına dayanması nedeniyle büyüme verilerinin de abartılı olduğunu düşünmektedir.7

2024 yılı küresel ekonomi sonuçlarına bakıldığında, yıllardır yüksek oranlarda büyüyen Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya ekonomileri öne çıkmaktadır. Buna karşın, gelişmekte olan ülkelerin 2023 yılında 8 milyar 800 milyon dolara ulaşan yüksek borçluluk oranları ve 406 milyar dolarlık borçlanmaları krizin etkilerini göstermektedir. Bu ödemeler, kalkınma temel kalemlerinin yanı sıra eğitim ve sağlık harcamalarında azalmaya yol açan kemer sıkma politikaları ile karşılanmaktadır.

Öte yandan, bölgeler arasında hâlâ birçok farklılık olmasına ve lojistik tedarik zincirleri ile küresel değer zincirlerinde hâlâ güçlü gerilimler ve kırılmalar olmasına rağmen 2024 yılında küresel olarak yakıt fiyatlarında yaklaşık yüzde 6 ve gıda fiyatlarında yüzde 9'luk bir düşüş kaydedilmiştir. 2025 yılında ise yakıt fiyatlarında yüzde 6, gıda fiyatlarında ise yüzde 4'lük ek bir düşüş daha öngörülmektedir.8

Kısacası, hem Dünya Bankası hem de IMF küresel ekonomi ve genel olarak kalkınma süreçlerinin olumlu sonuçlarını vurgulama çabalarını ikiye katlamış olsa da, mevcut veriler bu olumlu perspektifleri yalanlamaktadır. Nitekim Dünya Bankası da mevcut gelişmelerin yetersizliğine dikkat çekerek şunları ifade etmiştir: “Bu çerçevede, kararlı küresel eylemlere ve ulusal politika çabalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Küresel düzeyde öncelikler arasında ticaretin korunması, yeşil ve dijital geçişlerin desteklenmesi, borçların hafifletilmesi ve gıda güvenliğinin iyileştirilmesi yer almaktadır."9

IMF ise rapor ettiği büyüme oranının “...son birkaç on yılın en zayıf büyüme oranı olduğunu ve baskın olanın aşağı yönlü risklerin artışı” olduğunu belirtmektedir.10

Buna ek olarak, Birleşmiş Milletler’in yakın zamanda yayınlanan çeşitli raporları ile de ortaya konan -ülkelerin yüzde 40'ının borçluluk düzeyleri nedeniyle kırılgan bir durumda olduğu; 1,1 milyar insanın çok boyutlu yoksulluk içinde yaşadığı ve 712 milyon insanın aşırı yoksulluk içinde olduğu; 864 milyon insanın ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu ve 733 milyon insanın 2023 yılında açlık çektiği- çok sayıda sosyal etkiden bahsetmeden geçemeyiz. Dünya genelinde eşitsizlik seviyeleri artmakta ve sadece Latin Amerika ve Karayipler’de -eşitsizliğin en yüksek olduğu bölge- nüfusun en yoksul yüzde 50'si gelirin yüzde 10'unu alırken, en zengin yüzde 10'luk kesim gelirin yüzde 55'ini almaktadır.

**

Yukarıda belirtilen tüm hususlar, 2025 yılına ilişkin beklentilerin, 2024’teki aynı belirsizlikler ve riskler altında şekillenmeye devam ettiğini göstermektedir. Dolayısıyla, 2025 yılında GSYİH büyüme oranları aynı seviyelerde kalsa bile, küresel ekonominin karşı karşıya kalacağı zorluklar daha da büyük olabilir.

Çeşitli analistlere göre 2025’de karşılaşılacak başlıca zorluklar arasında aşağıdakiler öne çıkmaktadır.11

  1. 2008'deki büyük mali krizin üstesinden gelinememiş ve etkileri 2024'te tekrar hissedilmiştir; bu durum 2025'te de aşılabilecek gibi görünmemektedir.
  2. Devam eden en önemli çatışmalar: NATO ve Rusya arasındaki savaşın kısa vadede müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması beklenmediğinden, dünya ekonomisi üzerindeki zararlı etkileri devam edecek ve hatta çatışmanın tırmanması halinde 2025 yılında daha da kötüleşebilecektir; Benzer şekilde, İsrail'in Filistin'e karşı başlattığı ve Orta Doğu'ya yayılan savaş, özellikle dünya petrol ekonomisi üzerindeki etkileriyle birlikte, daha geniş kapsamlı ve yoğun bir çatışmaya yol açabilir. Son olarak, ABD'nin Çin ile rekabeti çerçevesinde Tayvan'a yönelik müdahaleleri potansiyel olarak tehlikeli odağı olmaya devam etmektedir.
  3. Donald Trump tarafından açıklanan ekonomi politikalar -şu ana kadar formüle edildiği şekilde uygulandığı takdirde- 2025 yılında küresel ekonomi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olacaktır. Bu politikalar, uluslararası rekabeti ve bunun ABD ekonomisi üzerindeki etkilerini engellemek amacıyla gümrük tarifelerinin yükseltilmesini içeriyor ki bu da ABD'nin stratejik müttefikleri ve Kuzey Amerika başta olmak üzere dünya ekonomisi için çok olumsuz etkileri olacak büyük bir ticaret savaşına yol açabilir. Ayrıca göçün engellenmesi, uluslararası işbirliği ve ekonomik entegrasyon anlaşmalarının gözden geçirilmesi ve sorgulanması, ABD'nin kendi içinde uygulayacağı kısıtlayıcı ve ayrımcı mali politikalar ve iklim değişikliği ile mücadeleye ilişkin olumsuz politikalar küresel düzeyde olumsuz etkiler yaratabilir.12 ABD muhtemelen dünyada bu politikadan etkilenecek ilk ülke olacaktır ve bu da ABD ekonomisi ve dünya ekonomisi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olacaktır.
  4. Çin'in kalkınması 2025 yılında iç tüketime daha fazla ağırlık vererek ve teknolojide inovasyonun yoğunluğunu artırarak ilerlemeye devam edecektir. Asya devinin rekabet gücü, teknolojik gelişme ve Çin'in BRICS+ ve İpek Yolu'na, özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika'da kilit bir unsur olarak katılımı yoluyla pekiştirilmeye devam edecektir. ABD ile devam etmekte olan ekonomik savaş ve bunun etkileri büyük ölçüde ABD hükümetinin 2025 yılında özellikle gümrük tarifesi politikası konusundaki tutumuna ve Çin hükümetinin bu saldırılara vereceği yanıta bağlı olacaktır.
  5. Enflasyon oranları 2024 yılında ılımlı bir seyir izlemiş, ancak bu aşama için başlangıçta öngörülen yüzde 2'lik hedefe ulaşmak bir yana, Covid-19 öncesi seviyelere bile ulaşamamıştır. Enflasyonla mücadele için yükseltilen faiz oranları, gelişmekte olan ülkelerde devam eden dış borç krizini derinleştirebilir ve fiyatlar üzerinde olumsuz bir etkiler yaratabilir.
  6. İleri dijitalleşme ve yapay zekanın (YZ) gelişimi 2025 yılında da hızlanmaya devam edecektir. Ancak YZ ve robot teknolojilerinin iş gücü piyasasında yaratacağı dönüşümler, işsizlik oranlarının artmasına ve çalışanların yaşam standartlarının daha da kötüleşmesine neden olabilir. Bu durum toplumsal ve siyasi gerilimleri tetikleyebilir.
  7. Son olarak, demografik olgular 2025 yılında ekonomi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmaya devam edecektir. Gelişmiş ülkelerde genç nüfusun azalması ve yaşlanan toplum yapısı nedeniyle -şimdiye kadar- göçmen iş gücünün kullanılması -en azından bugün mevcut olan- YZ ve robotiklerin göçmen emeğinin yerini kitlesel ve ekonomik olarak almasıyla sürdürülebilmesi henüz mümkün görünmemektedir.

Yukarıda açıklanan karmaşık uluslararası ekonomik senaryo, Küba da dahil olmak üzere tüm ülkeler üzerinde kesişen bir etkiye sahiptir.



Kaynak Dizini
Ahora Mundo (2024) “2025 yılı dünya ekonomisi: belirsizlikler yılı” 28 Aralık 2024 www.ahoramundo.com.doc
Cobarrubia, Faustino (2024) “ABD Ekonomisi: Seçim Özlemleri ve Nesnel Gerçeklik Arasında” “2024 Yılının İlk Yarısında Dünya Ekonomisindeki Gelişmelerin Özeti” Ağustos 2024 www.ciem.cu
Deutsche Welle (2024) “2025 Yılında Dünya Ekonomisi için En Önemli 5 Zorluk” 27 Aralık 2024 www.dw.com.doc
The New York Journal (2024) “The Economist, önümüzdeki yıl için öngörülerle The World Ahead 2025'i başlattı” 22 Kasım 2024 www.eldiariony.com
EURONEWS (2024) “Putin rekor askeri harcamayı onayladı: Rusya'nın Ukrayna'da kazanmak için daha fazla paraya ihtiyacı var” 1 Aralık 2024 www.es.euronews.com.doc
IMF (2024) “Dünya Ekonomik Görünümü” Ekim 2024 www.imf.org
LISA (2024) “2025'in 7 ana trendinin ileriye dönük analizi” 23 Aralık 2024 www.lisanews.org
Roberts, Michael (2024) “Tahmin 2025: Kükreyen mi yoksa durgun ekonomi mi?” 31 Aralık 2024 www.thenextrecession.worldpress.com
SIPRI (2024) “Dünya Askeri Harcamaları 2023” Nisan 20 2024 www.sipri.org
SPUTNIK (2024) “ABD Askeri Bütçesi 2025” 29 Aralık 2024 www.noticiaslatam.lat
Dünya Bankası (2024) “Global Economic Prospects” Haziran 2024 www.openknowledge.worldbank.org
Dünya Bankası (2024a) “Emtia Piyasaları Görünümü” Ekim 2024 www.openknowledge.worldbank.org



Yazar: José Luis Rodríguez
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 9 Ocak 2025
Çeviri: Didem Kul



"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılacak.

  • 1
    Tahminler farklılık gösterse de, şu ana kadar Rusya ile bağlantılı gerçek ve tüzel kişilere karşı 18.400'den fazla yaptırım uygulandığı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, yaptırım uygulayanlar ekonomilerinde önemli kayıplarla karşı karşıya kaldılar ve diğer yandan Rusya, Batılı analistler uzun vadede bunlara dayanamayacağına işaret etse de, uygulanan yaptırımların büyük bir kısmının etkisini azaltabildi. Ancak ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

  • 2
    Bkz: SIPRI (2024) Ukrayna'nın askeri harcamaları büyük ölçüde Batı yardımlarıyla karşılanmaktadır.

  • 3
    Bkz: SPUTNIK (2024) ve EURONEWS (2024).

  • 4
    Bkz: Dünya Bankası (2024).

  • 5
    Bkz Roberts (2024) ve IMF (2024).

  • 6
    Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya verdiği desteğin doğrudan maliyetinin şu anda 130 milyar avroyu aştığı tahmin edilebilir.

  • 7
    Belirtmekte fayda var; Trump'a göre bu sorun şu anda ABD'den daha rekabetçi olan herkese karşı güçlü bir korumacılıkla çözülebilir ki bu, sübjektivizmle malul, oldukça tartışmalı bir tezdir. Bkz Roberts (2024) ve Cobarrubia (2024).

  • 8
    Bkz: Dünya Bankası (2024 ve 2024a).

  • 9
    Bkz: Dünya Bankası (2024).

  • 10
    Bkz IMF (2024).

  • 11
    Bkz Now World (2024), Deutsche Welle (2024), The Daily New York (2024), Roberts (2024) ve LISA (2024).

  • 12
    Son sözü pratik söyleyecektir, ancak birçok yazar Trump'ın önerdiği politikanın şimdiye kadar açıklandığı gibi etkili bir şekilde uygulanmasının pek mümkün olmadığını düşünmektedir.
 
Üst