90’ların ışıltısının yok saydıkları: Pop müziğe alternatif bakış

Elizabet

Administrator
Yönetici
Katılım
Ocak 16, 2025
Mesajlar
205,014
Tepkime puanı
0
Özel radyo ve televizyonların açılmasıyla patlayan Türkçe popun yıldız dönemi olan 90’lar günümüzde hasretle bahsedilen yıllara dönüştü. Sezgin İnceel ve İlker Hepkaner ‘Yine Yeni Yeniden’ podcastinde 2019’dan beri 90’ların şaşaalı döneminde kadın ve LGBTİ+ sanatçıların yerini irdeledikleri sohbetlerini yeni bir arşiv taramasıyla geliştirdi ve kitapla okuyuculara sundu. 90’ları kadın ve LGBTİ+’ların bakışıyla yeniden değerlendirebilmek için kılavuz aracı gören kitabın yazarları Sezgin İnceel ve İlker Hepkaner ile konuştuk.

2019’dan beri podcast dünyasında bu sorulara cevap arayan Yine Yeni Yeniden 90’lar Türkçe pop müziğin hayatımızdaki yerini yeniden düşünme serüvenine bu kitapla devam ediyor. 90’lar Türkçe pop müziğini kültürel çalışmalar ve müzik pedagojisi disiplinlerinin yöntemleriyle mercek altına alan İlker Hepkaner ve Sezgin İnceel, bu kitapla podcastte anlattıklarını yeni bir arşiv taraması ışığında geliştirerek hem dinleyicilerine hem de popüler müzikle ilgilenenlere sunuyor. Yine Yeni Yeniden 90’lar’ı okuduktan sonra 90’lar nostaljinizi yeniden gözden geçireceksiniz.

90larin-isiltisinin-yok-saydiklari-pop-muzige-alternatif-bakis.jpg

"Yine Yeni Yeniden 90'lar" podcastinden kitaba geçiş süreci nasıl oldu, neden tercih ettiniz?

Sezgin İnceel:
Kitap fikri İlker’den çıktı. Aslında podcast’in çok erken dönemlerinden itibaren aklımızda olan bir projeydi, çünkü ikimiz de yazmayı çok seven insanlarız. Yazma ve yayınlama sürecinde bir yandan podcast bölümlerine devam ettik, diğer yandan da kitap için yeni araştırmalar yaparak farklı bir metin oluşturduk. Bu nedenle kitap, podcastin bir yazıya dökülmüş hali değil, bir nevi onun devamı niteliğinde oldu. Podcast ve kitap, benim için birbirinden oldukça farklı iki arşiv çalışması ve ürün haline geldi.

İlker Hepkaner: Artık akademisyenlik yapmasam da akademik dünyadaki tartışmaların genel okuyucu kitleleri tarafından devam ettirilmesine önem veriyorum. Podcastte konuştuğumuz konuları yeni bir araştırma ile yaşadıkları ya da okudukları dönemlerle eleştirel bağlantılar kuran okuyuculara tanıştırma fikri çok önemliydi. Kitabı okuyan herkesin 90’lar nostaljisini gözden geçirmesini istiyoruz. Umarım bunu başarabiliriz.

90'lar Türkçe pop müziğini bugünden farklı kılan en önemli özellikler nelerdi?

S.İ.:
Hem üretim hem tüketim alışkanlıkları açısından 90’lar farklı bir dönemdi. O yıllar, özel televizyon ve radyo kanallarının açılmasıyla özgür bir üretim sürecine sahne oldu. Daha önce var olan denetim mekanizmaları ortadan kalktı ve sanatçılar daha cesur işler üretebildi. Yüksek talep, yatırımları da beraberinde getirdi. Böylece hem yeni sanatçılar ortaya çıktı hem de rekabet ortamı kalitenin yükselmesine katkı sağladı. Bugün ise durum farklı. Artık sanatçılar çoğunlukla kendi albümlerini kendileri finanse ediyor, kliplerini bile kendileri çekiyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde müzik üretimi daha erişilebilir hale geldi; eskiden sadece büyük stüdyolarda yapılabilen kayıtlar artık evlerde gerçekleştirilebiliyor. Streaming platformları ise müziği dinleyiciye ulaştırmayı kolaylaştırdı ve bağımsız müzisyenlere düşük maliyetlerle şarkılarını yayınlama imkânı sundu. Ancak, bu süreçte platformların sanatçılar ve plak şirketleriyle kurduğu ilişkiler belirleyici hale geldi. Hangi şarkıların listelere alındığı, bu süreçlerin nasıl işlediği gibi konular genelde şeffaf değil. Bu durum, 90’larda özel televizyon ve radyoların belli sanatçıları öne çıkarmasına benzer şekilde, bugün streaming algoritmalarının etkisini daha görünür kılıyor.

İ.K.: Bugün Sezgin’in de anlattığı gelişmelerle birlikte büyük bir çeşitlenme söz konusu. Popüler müzik 90’lardaki birleştirici özelliğini kaybetmiş durumda. 90’larla bugünün en büyük farkı belki de bu. Milyonlarca dinlenen birinden belirli bir dinleyici kitlesinin bazen hiç haberi olmuyor. Artık herkes farklı birisini dinliyor gibi bir durum oluştu.

90'ların Türkçe pop müziğinde kadın ve LGBTİ+ sanatçıların temsilini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İ.K.:
Kitabın ana dertlerinden biri Türkiye’de popüler kültür tarihi ve özellikle 90’ların popüler kültür tarihinini kadın ve LGBTİ+’ların merkezi rollerini görmezden gelerek yazmanın büyük bir eksiklik yarattığını okuyuculara göstermek. Bu duruma bir cevap olarak hem kadın ve LGBTİ+’ları bu tarihin bir parçası olduğunu gösteriyoruz, hem de dönemin medya ve akademisinin kadın ve LGBTİ+’lara yaptığı haksızlıkları not ediyoruz. Özellikle kadın sanatçıların uğradığı ahlakçı baskıları ve LGBTİ+’ların uğradıkları zorbalıkları kitabımızın genelinde gösterdiğimizi umut ediyorum.

Dönemin siyasal ve toplumsal atmosferi, pop müziğin şekillenmesinde nasıl rol oynadı?

İ.K.:
Bu atmosferin tek bir etkisi olmadı, hepsini burada özetleyebileceğimi sanmıyorum. Ancak mesela kitabın ikinci bölümü “Protest Şarkılar”da 90’larda sivil toplumda yaşanan gelişmelerin nasıl bir protesto geleneğini yeniden başlattığını ve bunun popüler müziğe nasıl sirayet ettiğini gösteriyorum. Daha çok hüzünlü aşk şarkılarıyla bildiğimiz Sezen Aksu’nun ya da hem kendi söylediği hem de başkalarına verdiği mega hitleriyle tanıdığımız Nazan Öncel’in aslında ne kadar çok protest şarkıya imza attığını örneklerle anlatıyorum. Bunlar bölümde ele aldığım pekçok şarkı sözü yazarı ve yorumcudan sadece ikisi. Ancak 90’lardaki zengin popüler müzik arşivine baktığımızda dönemin sanatçılarının pek çoğunun neredeyse her türlü toplumsal gelişmeye dair bir şarkı yaptıklarını kolayca görebiliyoruz.

90'lar Türk pop müziğini feminist ve queer açıdan inceleyince en çok dikkatinizi çeken neler oldu?

S.İ.:
Hem kitapta hem de podcastte detaylıca ele aldığımız iki temel konu var: “Muğlak Anlar” (queer moments) ve “Kötü” Kadınlar. Dönemin normlarını ve kalıplarını aşan sanatçılar, şarkılar ve videoklipler, queer ve feministler için anlam taşıyan güçlü örnekler oluşturuyor. İlginç olan, bu anlamların belki de üreticileri tarafından bilinçli bir şekilde yaratılmamış olması. Bu eserlerin kendiliğinden kazandığı katmanları incelemek beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Özellikle örnekleri tek tek analiz ettikçe sayılarının ne kadar fazla olduğunu fark etmek, dönemin çeşitliliğini ve cesaretini yeniden keşfetmemi sağladı.

90'larda medya, sanatçıların kimliklerini ve söylemlerini nasıl etkiledi? Özellikle kadın ve LGBTİ+ sanatçılar bu süreçte hangi zorluklarla karşılaştı?

İ.K.:
90’larda medya hem kadınlara hem de LGBTİ+’lara binbir türlü baskıda bulunuyor. Bu baskılar genel olarak sanatlarını ve özel hayatlarını toplumun normal olarak tanımladığı sınırların dışında icra eden sanatçılara yöneltiliyor. Arşiv taramasında medyanın bu baskısını gözler önüne seren 1000’den fazla küpür bulduk, bunları titizlikle eledikten sonra kitabın içine yerleştirip okuyucularımıza yaptığımız analizlerin bir de görsel dokümantasyonunu sunduk. Bu zorlukların hepsini saymak ne yazık ki imkânsız. İlk akla gelenler arasında medyanın kadınlara bedenleri ve davranışları üzerinden parmak sallaması, LGBTİ+’ları yok sayması ya da mizah malzemesi yapması, kadınların ve LGBTİ+’ların emeklerini yok sayması sayılabilir. İşin kötüsü bunlar ne yazık ki hâlâ özellikle anaakım medyada devam eden davranışlar.

90'lar Türk pop müziği bugüne nasıl bir miras bıraktı?

S.İ.:
Müthiş şarkılar ve unutulmaz kliplerin yanı sıra, bence 90’lar bize bir tür "kaçış" hissi miras bıraktı. O yıllar politik olarak zorlayıcı dönemlerdi, ancak pop müzik sanki tüm bu zorluklar yaşanmıyormuşçasına parlamaya devam ediyordu. Bu, insanlara günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için bir nefes alma alanı sağladı. Belki de günümüzde hâlâ o döneme özlem duymamızın ve ona sığınmak istememizin en önemli sebeplerinden biri bu.

İ.K.: 90’lar Türkçe pop dinle dinle, araştır araştır bitmez bir derya. Bu müzikal ve kültürel mirasa dikkatlice bakarak hem dünü hem bugünü daha iyi anlayabiliriz. Sadece belirli konular çerçevesinde bu mirası ele alabildik. Bizden sonra pek çok araştırmacı bu zenginliğe bakıp, onu iyisiyle kötüsüyle yorumlayıp daha eşitlikçi, daha kapsayıcı bir gelecek için yeni yorumlarını bizlerle paylaşacaktır. Bu miras bu nedenle de önemli: 90’lardaki karışık panaroma bize daha güzel bir gelecek inşa ederken kılavuzluk edebilir.
 
Üst