- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 210,274
- Tepkime puanı
- 0

Macera ve gerilim türünün dikkat çeken yazarlarından Christopher Farnsworth yüksek konseptli gerilim macera romanı Ne Düşündüğünü Biliyorum’da tarih, biyoteknoloji, aksiyon ve macerayı kusursuz bir şekilde harmanlıyor.
April Yayıncılık’tan yakın zamanda Mehmet Deniz Öcal çevirisiyle yayımlanan romanın detaylarının peşine düştük. Kim bu yazar, uluslararası başarısını neye borçlu, insanların zihinlerini okuyabilen bir kahraman fikri nasıl oluştu?
Merak ettiklerimizi yazar Christopher Farnsworth ile konuştuk.
Christopher Farnsworth ile Ne Düşündüğünü Biliyorum Üzerine Söyleşi
Ne Düşündüğünü Biliyorum, olağanüstü telepatik yeteneklere sahip John Smith’i başrole alan bir macera gerilim romanı. Bu özel güce sahip bir karakter yaratmanız için size ilham veren neydi?
Çocukluğumdan beri paranormal olaylara büyük bir ilgi duydum ve hem Amerika Birleşik Devletleri’nin hem de Sovyetler Birliği’nin ESP’yi (Extrasensory Perception) silah haline getirebilecek bir asker yaratmak amacıyla milyonlarca dolar harcayarak psişik araştırmalar yaptığını pek çok kaynaktan öğrendim. Bu tür bir askerin ordudan ayrıldıktan sonra ne yapacağını ve yeteneklerini nasıl kullanacağını merak ettim. Böylece John Smith fikri ortaya çıktı: Lanetini bir hediyeye dönüştürmenin bir yolunu bulması gereken bir adam fikri beni çok heyecanlandırdı.
Roman, gerilim, bilimkurgu ve kara polisiye öğelerini harmanlıyor. Bu türleri birleştirerek tutarlı bir anlatı oluşturmayı nasıl başardınız?
Kara polisiye ve gerilim öğelerinin hikâye için bir çerçeve sağladığını düşünüyorum. John, birçok yönden bir dedektif gibi. Gerçeği bulması ve kötü adamlar onu öldürmeden önce işini tamamlaması gerekiyor. Bu, herkesin aşina olduğu bir hikâye. Bilimkurgu öğeleri ise bana göre onu yeni ve ilgi çekici kılıyor. John’un diğer dedektiflerde olmayan yetenekleri var. Bu durum hikâyenin gerilimini artırıyor. Bu özellikleriyle çoğu problemi kolayca çözebiliyor bir yandan da. Bu yüzden ona daha büyük ve daha korkutucu problemler yaratmak zorunda kalıyorum. Bu da bir yazar için heyecan verici bir deneyim.

Zihin okuma kavramı birçok etik ikilemle birlikte geliyor. John Smith karakterini şekillendirirken bu tip kaygılar ne ölçüde yazınınıza yansıdı?
Zihin okuma fikrini her zaman biraz ürkütücü bulmuşumdur. Bu, mahremiyetin ihlali anlamına geliyor. Hiç kimse, başkalarının sırlarına burnunu sokmasını istemez. John ise temelde etik bir adam; iyi biri olmaya çalışıyor. Çoğu zaman bizim kafamızın içine bile girmek istemiyor. Kendisi de özel bir insan olduğu için başkalarının mahremiyetini ihlal etme düşüncesinden rahatsız oluyor. Ama bazen başka seçeneği kalmıyor. Bu yüzden herkesten uzak durmaya çalışıyor ve yalnızca işi gereği ya da kendisini veya bir başkasını korumak için müdahalede bulunuyor. Ayrıca, John’un birinin zihnine girdiğinde bir bedel ödemesi fikrini hikâyeye dahil ettim. Her zihin müdahalesinde, o kişinin hissettiği acının bir kısmını da hissetmek zorunda. Bu empati onun için dayanılmaz bir hâl alıyor ve onu dürüst olmaya zorluyor.
Peki siz bir süper güç seçebilseydiniz, bu ne olurdu?
Uçmak. İnsanların zihinlerinin içine girmek istemem. Ama istediğim zaman dünyayı 40 bin fit yükseklikten görmek çok hoşuma giderdi.
John Smith’in yeteneklerini ve özellikle Ne Düşündüğünü Biliyorum’un kurgusunu hayata geçirmek için özel bir araştırma yaptınız mı?
Yıllardır hükümetlerin psişik savaş projelerini araştırıyorum. Bu, büyüleyici bir konu. CIA’in, zihin okuyup okuyamayacaklarını görmek için psişiklerle ve sihirbazlarla röportaj yapmak amacıyla kasaba fuarlarını ve sirkleri ziyaret ettiğini öğrendim. Ancak bu kitap için ayrıca algoritmik ticaret, bilgisayar güvenliği ve hackleme, teknoloji çiftlikleri, milyarder güvenlik detayları ve Terörle Savaş konularında da araştırma yapmam gerekti. Okuyuculardan, bir adamın gerçekten zihin okuyabildiğine inanmalarını istiyorum. Bu yüzden, yazdığım dünyanın olabildiğince gerçekçi görünmesi benim için önemli.

Ülkemize hiç geldiniz mi? Senaryolarınızda ya da kurgularınızda bir Türk karakter yaratmayı düşündünüz mü?
Türkiye’ye hiç gelmedim ama gelmeyi çok isterim. John Smith’in harika yanı, onun uluslararası bir adam olması. İstediği zaman Türkiye’yi ziyaret edebilir ve kendisi gibi psişik askerle tanışabilir. Sonunda arkadaş mı yoksa düşman mı olacağını görmek gerçekten ilginç olurdu.
Christopher Farnsworth imzalı Ne Düşündüğünü Biliyorum romanı hakkındaki yorumlarınızı aşağıda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.
Daha fazlası için bizleri Google News ve WhatsApp kanalımızdan takip edebilirsiniz.
Bu yazı Christopher Farnsworth: Sahi, İnsanların Zihinlerini Okuyabilsek Ne Olurdu? ilk olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım. Yazının kaynağı bu sitedir.