ÇOK KARIŞTIRIYORUZ SONRA DA AFALLIYORUZ!

Elizabet

Administrator
Yönetici
Katılım
Ocak 16, 2025
Mesajlar
210,050
Tepkime puanı
0
Nasıl bildiklerimizden, öğrendiklerimizden emin oluyoruz ki, test kaynaklarımız ne, sorup danıştıklarımızın bilgisi ve açıklaması doğru mu? En doğru bildiklerimizin yanlış, yanlış bildiklerimizin de doğru olması ihtimal dâhilinde. Böylesi karmaşa, böylesi kargaşa ile neyi nasıl tanımlayıp neyi nasıl belirginleştireceğiz? Muamma diye tanım yapıp geçelimde, ortaya konulan kavramlar ve doğru, yanlış diye bilip bu öğretilerle yaşıyoruz, al baştan demeye insan ömrü yetersiz. . . Ömer Seyfettin çalıştığı okulda, öğretmen arkadaşlarıyla tartışırken; "ilim başka, irfan başka; âlim başka, arif başka" diyor, arkadaşları bu görüşe katılmıyorlardı. Bir gün bu öğretmen arkadaşlarına "Avusturya’dan vagonlar dolusu şeker geliyor, şeker çok ucuzlayacak" dedi. Arkadaşları haberin doğruluğundan şüphe bile etmediler. Herkes şeker kıtlığı bitecek diye çok sevindi. O sırada öğretmenler odasına temizliğe gelen bir hademeye de aynı haberi verdi Ömer Seyfettin. Hademe; "İnanma beyim, Avusturya bu savaş zamanı şekeri bulsa kendi yer, bize niye yollasın?" deyince Ömer Seyfettin öğretmen arkadaşlarına döndü: "Gördünüz mü cancağızım? Siz bütün ilminize rağmen habere inandınız. O irfanı sayesinde yutmadı. Demek ki arif başka, âlim başka; irfan başka, ilim başkaymış, gördünüz mü'' demiş. . . Hayır, benimde doğruluğundan emin olduğum uzunca bir listem yok, kavram ve değerlere dair. Sapmadan, uzaklaşmadan tüm insanlığın izlemesi gereken temel ilke sorgulayıcılığıdır. Sorgulamak öylesi önemli öylesi ehemmiyet içerir ki, aynı test edilmiş, deneyden geçirilmiş mevzuular da dâhil farklı süreçlerde tezat bir sonuca ulaşmak mümkün. İnsan için akıl çok önemli bir kazanım iken ortak aklı anlayıp, görüp, dinleyip, en az süre ve en az enerji tüketerek mutlak doğruyu hayatına almasıdır, kaçınılmaz ve doğru yöntem. İnsanoğlu olarak toplumsal yaşama geçtiğimizden bu yana insanları makamları ile zenginlik ve mevkileri ile sahip oldukları apoletleri ile sorgulamadan inanılır kabul etmişiz. İnanılır dediklerimiz de meselenin doğrulardan uzak olduğunu ve toplumda kargaşa ve savaşlara sebebiyet verdiklerini asırlar öncesinden anlamış ve kavramışlar ki, sözlerinin kabul edilmesi için komutlarının sorgusuz kabulü için ilahi bir güçle irtibatlarından, kendilerinin seçilmiş olduklarından dem tutmuşlar. Yaşadığımız çağ, bilim ve sanatın ulaştığı seviye, denenmiş ve yapılmış uygulamalar yepyeni bakış açıları oluşturmuş olsa da, ne yazık ki döneme uygun yalan ve palavracılar halen varlar ve halen hüküm süremeye devam edebiliyorlar, dikta ile baskı ile korkutarak, dönem dönemde öteki dünyadan bahsedip, ezilmenin, esir gibi fakir gibi yaşamanın fevkaladeliğinden bahsederek..
 
Üst