- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 200,479
- Tepkime puanı
- 0
Tuğçe ÇELİK
Birleşmiş Milletler (BM) Kuruyan Toprakların Küresel Tehdidi: Bölgesel, Küresel Çoraklaşma Eğilimi ve Gelecek Projeksiyonları raporu dünyada ve Türkiye’de iklim krizinin etkilerine mercek tuttu. Rapora göre son 30 yılda iklim daha da kuraklaştı, küresel kurak alanlar 4,3 milyon km2 genişledi. Kurak alanların dünya ölçeğinde oranı ise yüzde 41’e çıktı.
Çoraklaşan topraklardaki artışın sebebi ‘insan kaynaklı iklim değişikliği’ olarak kaydedildi. Raporda fosil yakıt kullanımı ve sera gazı emisyonu düşürülmezse yüzyılın sonunda dünyadaki nemli alanların yüzde 3’ünün kurak alanlara dönüşeceği, 5 milyar insanın da iklim krizinin yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalacağı ifade edildi.
Türkiye’de de kuraklık çarpıcı boyutlara ulaşmış durumda. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2024 yılı verilerine göre ülkenin çoğu bölgesinde şiddetli ve çok şiddetli kuraklık görülürken nemli alanlar yalnızca Erzurum, Hakkari, Zonguldak, Sinop ve çevreleri olarak kaydedildi. BM raporunda Akdeniz Bölgesi ise kuraklık tehlikesi açısından en riskli alanlar arasında yer aldı. Son 60 yılda 100’ü aşkın su kaynağının kuruduğu tahmin ediliyor. Vahşi sulama, sondaj kuyularının açılması, su kaynaklarına yapılan HES, JES gibi olumsuz müdahaleler, vahşi madencilik gibi nedenlerle ülkedeki su kaynakları tehlike altında.
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, iklim krizi sonucunda sıcaklıkların artması ve yağışların azalmasıyla daha şiddetli kuraklık yaşandığına dikkat çekti. Yıldız şunları kaydetti: “Çoraklaşma toprağın karbon depolama kapasitesini azaltır. Bu, atmosfere daha fazla karbon salınımına neden olur ve iklim değişikliğini daha da şiddetlendirir. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, çoraklaşmayı önlemek için kritik öneme sahiptir.”
Yıldız, konuşmasına şöyle devam etti: “Son yıllarda etkili bölgesel kuraklıklar yaşadık, en fazla tarım sektörü etkilendi. Bu da çölleşme ve kuraklık sonucunda su ve gıda güvencemizin riske gireceğini gösteriyor. Meraların yüzde 64’ünde yeterli bitki örtüsü yok. Kuraklık nedeniyle bitki örtüsü azaldıkça erozyon tehdidi de artıyor.”
Yıldız, kuraklaşmaya yönelik etkin politikaların uygulanması gerektiğinin altını çizerek çözüm önerilerini şöyle özetledi: “İçinde bulunduğumuz Akdeniz kuşağında beklenen sıcaklıklarda artış ve yağışlarda azalma kuraklık tehdidini artıracak. Ülkemizdeki su kaynaklarını kalite ve miktar olarak korumalı, planlı ve verimli yönetmeliyiz. Yasal olmayan yeraltı suyu kullanımı kesinlikle engellenmeli. Atık sular arıtılarak yeniden kullanılabilir hale getirilmelidir. Ülke düzeyinde kuraklık erken uyarı izleme altyapısı ve yönetim sistemi kurulmalıdır. Kuraklığa karşı dirençli bir içme suyu, tarım ve sanayi sektörü yaratmaya çalışmalıyız. Kuraklığa dayanıklı bitki türleri geliştirmeliyiz. Su yönetimi ve suyun kullanımı konusundaki düşüncelerimizi yeni koşullara uygun hale getirmeliyiz.”
Kuraklık, nem miktarının dengesizleşmesi sonucu yaşanan su kıtlığıdır. Özellikle son 30 yılda küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle sıcaklığın artması toprağın nemini kaybederek çölleşmesine, verimsizleşmesine neden oluyor. Artan kuraklaşmanın etkileri şunlar olarak öne çıkıyor:
• Arazi bozulması ve çölleşme
• Su kıtlığı
• Gıda ve su güvensizliği
• Toprak verimliliğinde azalma
• Mahsul ve bitki verimliliğinde kayıp
• Biyolojik çeşitlilikteki azalma
• Ekosistemin bozulması
• Yoğun kum ve toz fırtınaları
• Orman yangınları
• Yoksullaşma ve sağlık sorunları
Birleşmiş Milletler (BM) Kuruyan Toprakların Küresel Tehdidi: Bölgesel, Küresel Çoraklaşma Eğilimi ve Gelecek Projeksiyonları raporu dünyada ve Türkiye’de iklim krizinin etkilerine mercek tuttu. Rapora göre son 30 yılda iklim daha da kuraklaştı, küresel kurak alanlar 4,3 milyon km2 genişledi. Kurak alanların dünya ölçeğinde oranı ise yüzde 41’e çıktı.
Çoraklaşan topraklardaki artışın sebebi ‘insan kaynaklı iklim değişikliği’ olarak kaydedildi. Raporda fosil yakıt kullanımı ve sera gazı emisyonu düşürülmezse yüzyılın sonunda dünyadaki nemli alanların yüzde 3’ünün kurak alanlara dönüşeceği, 5 milyar insanın da iklim krizinin yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalacağı ifade edildi.
AKDENİZ RİSK ALTINDA
Türkiye’de de kuraklık çarpıcı boyutlara ulaşmış durumda. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2024 yılı verilerine göre ülkenin çoğu bölgesinde şiddetli ve çok şiddetli kuraklık görülürken nemli alanlar yalnızca Erzurum, Hakkari, Zonguldak, Sinop ve çevreleri olarak kaydedildi. BM raporunda Akdeniz Bölgesi ise kuraklık tehlikesi açısından en riskli alanlar arasında yer aldı. Son 60 yılda 100’ü aşkın su kaynağının kuruduğu tahmin ediliyor. Vahşi sulama, sondaj kuyularının açılması, su kaynaklarına yapılan HES, JES gibi olumsuz müdahaleler, vahşi madencilik gibi nedenlerle ülkedeki su kaynakları tehlike altında.
KRİZ ŞİDDETLENİYOR
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, iklim krizi sonucunda sıcaklıkların artması ve yağışların azalmasıyla daha şiddetli kuraklık yaşandığına dikkat çekti. Yıldız şunları kaydetti: “Çoraklaşma toprağın karbon depolama kapasitesini azaltır. Bu, atmosfere daha fazla karbon salınımına neden olur ve iklim değişikliğini daha da şiddetlendirir. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, çoraklaşmayı önlemek için kritik öneme sahiptir.”
Yıldız, konuşmasına şöyle devam etti: “Son yıllarda etkili bölgesel kuraklıklar yaşadık, en fazla tarım sektörü etkilendi. Bu da çölleşme ve kuraklık sonucunda su ve gıda güvencemizin riske gireceğini gösteriyor. Meraların yüzde 64’ünde yeterli bitki örtüsü yok. Kuraklık nedeniyle bitki örtüsü azaldıkça erozyon tehdidi de artıyor.”
∗∗∗
ÜLKE ÇAPINDA UYARI VE YÖNETİM SİSTEMİ OLMALI
Yıldız, kuraklaşmaya yönelik etkin politikaların uygulanması gerektiğinin altını çizerek çözüm önerilerini şöyle özetledi: “İçinde bulunduğumuz Akdeniz kuşağında beklenen sıcaklıklarda artış ve yağışlarda azalma kuraklık tehdidini artıracak. Ülkemizdeki su kaynaklarını kalite ve miktar olarak korumalı, planlı ve verimli yönetmeliyiz. Yasal olmayan yeraltı suyu kullanımı kesinlikle engellenmeli. Atık sular arıtılarak yeniden kullanılabilir hale getirilmelidir. Ülke düzeyinde kuraklık erken uyarı izleme altyapısı ve yönetim sistemi kurulmalıdır. Kuraklığa karşı dirençli bir içme suyu, tarım ve sanayi sektörü yaratmaya çalışmalıyız. Kuraklığa dayanıklı bitki türleri geliştirmeliyiz. Su yönetimi ve suyun kullanımı konusundaki düşüncelerimizi yeni koşullara uygun hale getirmeliyiz.”
∗∗∗
KURAKLAŞMANIN SONUÇLARI NEDİR
Kuraklık, nem miktarının dengesizleşmesi sonucu yaşanan su kıtlığıdır. Özellikle son 30 yılda küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle sıcaklığın artması toprağın nemini kaybederek çölleşmesine, verimsizleşmesine neden oluyor. Artan kuraklaşmanın etkileri şunlar olarak öne çıkıyor:
• Arazi bozulması ve çölleşme
• Su kıtlığı
• Gıda ve su güvensizliği
• Toprak verimliliğinde azalma
• Mahsul ve bitki verimliliğinde kayıp
• Biyolojik çeşitlilikteki azalma
• Ekosistemin bozulması
• Yoğun kum ve toz fırtınaları
• Orman yangınları
• Yoksullaşma ve sağlık sorunları