- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 209,670
- Tepkime puanı
- 0
Srabani CHAKRABORTY - Vijay PRASHAD
Geçtiğimiz ay Jacobin, Shadman Ali Khan’ın yazdığı “Hint Komünistlerin Müslüman İkilemi” başlıklı bir makale yayımladı. Yazara göre “büyük kriz, hedeflenen toplumsal dönüşümle ilişkili olarak bir göç krizi” idi. Çünkü Hindistan Komünist Partisi-Marksist (CPI-M), “seçimlerde varlık göstermek istedikçe, kimlik çelişkilerine batıyor.”
Hint Komünistlerin yazıda işaret edildiği gibi bugünün Hindistan’ındaki toplumsal çelişkilerine saplandığı iddiası, Müslüman karşıtı siyasetin sefaletine kendisini kaptırmasından geliyor. Ağır bir iddia, ancak neyse ki makale bunun altını dolduramıyor.
Hint cumhuriyetinin tarihi boyunca, sol hem parlamento içi hem de parlamento dışı alanlarda, burjuva-toprak sahibi sınıfın sınırlamaları içerisinde mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak kimi anlarda sol büyük kitlesel mücadeleler üzerinden yükselerek eyalet yönetimlerinde iktidara gelebildi. Batı Bengal’de Sol Cephe 1977’den 2011’e kadar üst üste 7 seçim kazandı. Sol Cephe iktidarının yaptıklarına dair hala herhangi bir dilde yazılmış bir metin yok. Bunu yapabilmek, dönemin ilerlemelerine ve krizlerine dair ciddi bir çalışma gerektiriyor. Ali Khan, belgeler arasından istediğini seçerek geniş bağlamı kaçırıyor. Görmezden geldiği bir başka gerçek de Sol Cephe’nin 2011’de seçimleri kaybetmesinin ardından iktidara gelen sağcı hükümetin o günden bugüne eşitsizliği ve açlıktan ölümleri artırması.
Batı Bengal’de solun iki büyük başarısı tarım reformu ve eğitimin demokratikleştirilmesiydi. Kırsal kesimler tarım reformundan, kira denetiminden ve iktidarın yerel özyönetimlere geçmesinden fayda sağladı. Okulların şartları iyileştirildi, sağlık merkezleri geliştirildi ve öğretmenlerle sağlık personelleri için eğitim enstitüleri kuruldu. Sol Cephe hükümeti, tarihi Müslüman okullarında (medreseler) çalışacak öğretmenlerin eğitimini sağladı ve Kalküta Medresesi’ni Aliye Üniversitesi’ne çevirerek ders içeriğine Arapça ve İslam teolojisinin yanı sıra bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından dersler ekledi. Bu gelişmeler, her ne kadar mütevazi olursa olsun, işçi sınıfından gelen Müslüman öğrencilerin kültürel yaşamlarını iyileştirdi. Batı Bengal’in kırsal bölgelerinde, Müslüman gençlerin yaşadığı eğitim adaletsizliği kentsel bölgelerde daha azdı, bu da tarım reformunun toplumsal değişimde oynadığı rolün önemini gösteriyor.
Tabi ki Sol Cephe hükümetinin de yaptıklarının sınırları vardı, özelikle de istidam fırsatları ve tıbbi tesislerin tedariği konularında. Başarısızlıklarının uzun bir listesini yapmak ve kaçan fırsatlara ağlamak mümkün. Eğer Ali Khan’ın arzusu Komünist Partiye yönelik eksiksiz bir eleştiri sunmaksa, bu örneklerin kimisini ele alıp işçi sınıfı ve köylülerin, bu örnekte özellikle Batı Bengal’deki Müslümanların yaşam standartlarını ilerletilebilecek hangi politikaların işletilebileceğini göstermek faydalı olurdu.
Örneğin, Batı Bengal kırsal alanlarda, Hindistan’da Telugu dilinin konuşulduğu bölgelerde solcu doktorlar tarafından kurulan poliklinikler gibi sağlık kliniklerinin herkese erişilebilir olduğu bir politikadan faydalanabilirdi. Bu türden bir politikanın temeli Birinci Basamak Sağlık Merkezlerinde mevcuttu. Ancak Ali Khan’ın polemiğini okursanız, bu türden bir eleştiri göremeyeceksiniz. Çünkü özünde solun içinden değil, dışından tartışmalarla yüklü.
Benzer şekilde, Kerala’daki Müslüman örgütlenmelere dair değerlendirmesinde de Ali Khan 2006’da kurulan ve 2022’de beş yıllığına yasaklanan Hindistan Halk Cephesi’nin rolünü görmezden geliyor. Cepheyi gündeme getirmemizin sebebi Adivasi çiftçilerinin çocuğu olan Abhimanyu’nun 2 Temmuz 2018’de, Halk Cephesi’nin öğrenci kanadı içerisinden militanları tarafından katledilmiş olması. Öldürülme sebebi, komünist bir örgütlenme olan Hindistan Öğrenci Federasyonu’nun üyesi olmasıydı ki Maharajas Kolejindeki bir duvara da “Komünüzme Ölüm” yazılmıştı. Amhimanyu’nun öldürüldüğü dönemde Halk Cephesi, Komünist Parti’den 16 yoldaşımızı katletti. Belki de en çok gündemde kalan saldırıları, bir üniversitede öğretmen olan T. J. Joseph’in bir sınavda Muhammed’in adını geçirdiği için elini kesmeleri oldu. Bu saldırı her kesimden eleştiri alsa da Cephe’yi durdurmadı. Ali Khan Hindistan Halk Cephesi gibi güçlerin Kerala’daki “Müslüman topluluk içerisinde marjinal bir durumda kaldıklarını” söylüyor. Eğer durum buysa, bunun sebebi de diğer Müslüman örgütlenmeler ve sol tarafından kendilerine karşı yürütülen mücadeleler. Bu makalesinde Ali Khan, Hindu faşist güçlerine karşı en cesur duruşu gösteren isimlerden olan, her konuşmasında onları karşısına alan ve Hindu paramiliter güçlerinin idamını istediği Kerala Komünist önderi Vijayan’ın adını geçirmiyor. Geçtiğimiz Kasım ayında Vijayan, Kongre Partisini Kerala’daki Müslüman topluluğa dair kriz çıkarmakla eleştirdi. Kasım ayında Kovalam’daki bir mahalli parti konferansında, efsane komünist lider EMS Namboodiripad’ın “Faşistlerin oylarını istemiyoruz” dediğini hatırlattı ve “Kongrenin bunu diyecek cesareti var mı?” diye de ekledi. Enteresan şekillde, Ali Khan 2024 parlamento seçimlerinde Hindistan Komünist Partisi’nin (Marksist) güya “Müslümanların Solu Narendra Modi’nin Hindu milliyetçisi partisi BJ’ye karşı mücadelede bir güç olarak görmediği” yargısına vardığını söylüyor. Ancak, Kerala içerisinde Sol 2021 seçimlerini büyük oranda Müslümanlar da dahil olmak üzere seçmenlerin Solu eyalet yönetimi için en iyi seçenek olarak görmesi sayesinde kazandı.
Basitçe özetlemek gerekirse Ali Khan, Hint solunun toplumsal özgürlük mücadelesini yanlış niteliyor. Tüm eksiklerini kabul etsek bile, Hindistan konjonktürü içerisinde HKP(M) yalnızca tüm Hindistanlıların tam yurttaşlığı için değil aynı zamanda Müslümanları hedef alan faşist kabileci zehre karşı da mücadele ediyor. 1998’de eski HKP(M) genel sekreteri Sitaram Yechury Hindu faşist örgütlenmelerinin “halkımıza uygulanan sefaletin suistimalinden faydalanarak” güçlendiğini söylemişti. He yıl yüzbinlerce Hindistanlı çocuk yetersiz beslenmeden hayatını kaybediyor.
Buna karşı mücadele edebilmek için tüm Sol, seküler ve demokratik güçleri birleştirmek zorundayız. CPI-M’nin yaklaşımı bu şekilde: halk gücünün birliğini sağlayabilmek, halkı ucuz seçim kazanımları için bölmemek.
Kaynak: Jacobin.com
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ
Geçtiğimiz ay Jacobin, Shadman Ali Khan’ın yazdığı “Hint Komünistlerin Müslüman İkilemi” başlıklı bir makale yayımladı. Yazara göre “büyük kriz, hedeflenen toplumsal dönüşümle ilişkili olarak bir göç krizi” idi. Çünkü Hindistan Komünist Partisi-Marksist (CPI-M), “seçimlerde varlık göstermek istedikçe, kimlik çelişkilerine batıyor.”
Hint Komünistlerin yazıda işaret edildiği gibi bugünün Hindistan’ındaki toplumsal çelişkilerine saplandığı iddiası, Müslüman karşıtı siyasetin sefaletine kendisini kaptırmasından geliyor. Ağır bir iddia, ancak neyse ki makale bunun altını dolduramıyor.
BATI BENGAL’DE İLERLEME
Hint cumhuriyetinin tarihi boyunca, sol hem parlamento içi hem de parlamento dışı alanlarda, burjuva-toprak sahibi sınıfın sınırlamaları içerisinde mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak kimi anlarda sol büyük kitlesel mücadeleler üzerinden yükselerek eyalet yönetimlerinde iktidara gelebildi. Batı Bengal’de Sol Cephe 1977’den 2011’e kadar üst üste 7 seçim kazandı. Sol Cephe iktidarının yaptıklarına dair hala herhangi bir dilde yazılmış bir metin yok. Bunu yapabilmek, dönemin ilerlemelerine ve krizlerine dair ciddi bir çalışma gerektiriyor. Ali Khan, belgeler arasından istediğini seçerek geniş bağlamı kaçırıyor. Görmezden geldiği bir başka gerçek de Sol Cephe’nin 2011’de seçimleri kaybetmesinin ardından iktidara gelen sağcı hükümetin o günden bugüne eşitsizliği ve açlıktan ölümleri artırması.
Batı Bengal’de solun iki büyük başarısı tarım reformu ve eğitimin demokratikleştirilmesiydi. Kırsal kesimler tarım reformundan, kira denetiminden ve iktidarın yerel özyönetimlere geçmesinden fayda sağladı. Okulların şartları iyileştirildi, sağlık merkezleri geliştirildi ve öğretmenlerle sağlık personelleri için eğitim enstitüleri kuruldu. Sol Cephe hükümeti, tarihi Müslüman okullarında (medreseler) çalışacak öğretmenlerin eğitimini sağladı ve Kalküta Medresesi’ni Aliye Üniversitesi’ne çevirerek ders içeriğine Arapça ve İslam teolojisinin yanı sıra bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından dersler ekledi. Bu gelişmeler, her ne kadar mütevazi olursa olsun, işçi sınıfından gelen Müslüman öğrencilerin kültürel yaşamlarını iyileştirdi. Batı Bengal’in kırsal bölgelerinde, Müslüman gençlerin yaşadığı eğitim adaletsizliği kentsel bölgelerde daha azdı, bu da tarım reformunun toplumsal değişimde oynadığı rolün önemini gösteriyor.
Tabi ki Sol Cephe hükümetinin de yaptıklarının sınırları vardı, özelikle de istidam fırsatları ve tıbbi tesislerin tedariği konularında. Başarısızlıklarının uzun bir listesini yapmak ve kaçan fırsatlara ağlamak mümkün. Eğer Ali Khan’ın arzusu Komünist Partiye yönelik eksiksiz bir eleştiri sunmaksa, bu örneklerin kimisini ele alıp işçi sınıfı ve köylülerin, bu örnekte özellikle Batı Bengal’deki Müslümanların yaşam standartlarını ilerletilebilecek hangi politikaların işletilebileceğini göstermek faydalı olurdu.
Örneğin, Batı Bengal kırsal alanlarda, Hindistan’da Telugu dilinin konuşulduğu bölgelerde solcu doktorlar tarafından kurulan poliklinikler gibi sağlık kliniklerinin herkese erişilebilir olduğu bir politikadan faydalanabilirdi. Bu türden bir politikanın temeli Birinci Basamak Sağlık Merkezlerinde mevcuttu. Ancak Ali Khan’ın polemiğini okursanız, bu türden bir eleştiri göremeyeceksiniz. Çünkü özünde solun içinden değil, dışından tartışmalarla yüklü.
ŞİDDET SORUNU
Benzer şekilde, Kerala’daki Müslüman örgütlenmelere dair değerlendirmesinde de Ali Khan 2006’da kurulan ve 2022’de beş yıllığına yasaklanan Hindistan Halk Cephesi’nin rolünü görmezden geliyor. Cepheyi gündeme getirmemizin sebebi Adivasi çiftçilerinin çocuğu olan Abhimanyu’nun 2 Temmuz 2018’de, Halk Cephesi’nin öğrenci kanadı içerisinden militanları tarafından katledilmiş olması. Öldürülme sebebi, komünist bir örgütlenme olan Hindistan Öğrenci Federasyonu’nun üyesi olmasıydı ki Maharajas Kolejindeki bir duvara da “Komünüzme Ölüm” yazılmıştı. Amhimanyu’nun öldürüldüğü dönemde Halk Cephesi, Komünist Parti’den 16 yoldaşımızı katletti. Belki de en çok gündemde kalan saldırıları, bir üniversitede öğretmen olan T. J. Joseph’in bir sınavda Muhammed’in adını geçirdiği için elini kesmeleri oldu. Bu saldırı her kesimden eleştiri alsa da Cephe’yi durdurmadı. Ali Khan Hindistan Halk Cephesi gibi güçlerin Kerala’daki “Müslüman topluluk içerisinde marjinal bir durumda kaldıklarını” söylüyor. Eğer durum buysa, bunun sebebi de diğer Müslüman örgütlenmeler ve sol tarafından kendilerine karşı yürütülen mücadeleler. Bu makalesinde Ali Khan, Hindu faşist güçlerine karşı en cesur duruşu gösteren isimlerden olan, her konuşmasında onları karşısına alan ve Hindu paramiliter güçlerinin idamını istediği Kerala Komünist önderi Vijayan’ın adını geçirmiyor. Geçtiğimiz Kasım ayında Vijayan, Kongre Partisini Kerala’daki Müslüman topluluğa dair kriz çıkarmakla eleştirdi. Kasım ayında Kovalam’daki bir mahalli parti konferansında, efsane komünist lider EMS Namboodiripad’ın “Faşistlerin oylarını istemiyoruz” dediğini hatırlattı ve “Kongrenin bunu diyecek cesareti var mı?” diye de ekledi. Enteresan şekillde, Ali Khan 2024 parlamento seçimlerinde Hindistan Komünist Partisi’nin (Marksist) güya “Müslümanların Solu Narendra Modi’nin Hindu milliyetçisi partisi BJ’ye karşı mücadelede bir güç olarak görmediği” yargısına vardığını söylüyor. Ancak, Kerala içerisinde Sol 2021 seçimlerini büyük oranda Müslümanlar da dahil olmak üzere seçmenlerin Solu eyalet yönetimi için en iyi seçenek olarak görmesi sayesinde kazandı.
Basitçe özetlemek gerekirse Ali Khan, Hint solunun toplumsal özgürlük mücadelesini yanlış niteliyor. Tüm eksiklerini kabul etsek bile, Hindistan konjonktürü içerisinde HKP(M) yalnızca tüm Hindistanlıların tam yurttaşlığı için değil aynı zamanda Müslümanları hedef alan faşist kabileci zehre karşı da mücadele ediyor. 1998’de eski HKP(M) genel sekreteri Sitaram Yechury Hindu faşist örgütlenmelerinin “halkımıza uygulanan sefaletin suistimalinden faydalanarak” güçlendiğini söylemişti. He yıl yüzbinlerce Hindistanlı çocuk yetersiz beslenmeden hayatını kaybediyor.
Buna karşı mücadele edebilmek için tüm Sol, seküler ve demokratik güçleri birleştirmek zorundayız. CPI-M’nin yaklaşımı bu şekilde: halk gücünün birliğini sağlayabilmek, halkı ucuz seçim kazanımları için bölmemek.
Kaynak: Jacobin.com
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ