HTŞ ve SDG anlaştı, bölgesel aktörler açıklama yaptı: 'Devletin her şeyine ortak oluyoruz'

Elizabet

Administrator
Yönetici
Katılım
Ocak 16, 2025
Mesajlar
196,416
Tepkime puanı
0
Dün Suriye’de Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında anlaşma imzalandı. Anlaşma, hemen tüm detayları gelecekteki ortak komisyonun müzakerelerine bıraksa da, sembolik anlamıyla dahi gündeme oturdu.

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşma SDG'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu öngörüyor. Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rojava bölgesindeki sivil ve askeri kurumların, sınır kapıları, havaalanları ve enerji kaynaklarının devlet yönetimine dahil edilmesini kapsıyor.

Yürütme kurullarının anlaşmanın yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi için çalışacağı belirtilirken, bölgesel aktörlerden de anlaşmaya dair çeşitli açıklamalar geldi.

Abdi, anlaşmanın Suriye'nin inşası için "gerçek bir fırsat" olduğuna dair kısa bir açıklama yaparken, Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Hiso ise "Kürlerin verdiği mücadeleler sonucunda yapılan bu anlaşmayla Suriye devletinin ortağı konumuna geldiğini" savundu. Rojava'da SDG'nin siyasi kanadı olarak faaliyet gösteren Suriye Demokratik Meclisi de anlaşmanın "demokratik ve çoğulcu bir devletin oluşmasına katkı sağlayacağı" yorumunda bulundu.

Anlaşmanın ardından katıldığı canlı yayında dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan PYD Başkanlık Konseyi Üyesi ve Dışilişkiler Sözcüsü Salih Müslim ise TSK ve Türkiye güdümünde hareket eden cihatçı çetelerin saldırılarına karşı da Suriye hükümetiyle birlikte hareket edeceklerini söyleyerek, “Bu çatışmalar ve çetelerin yaptıkları kanun dışı olacaktır. Bu saldırılara birlikte karşı koyacağız" dedi. Ayrıca Müslim, yerlerinden edilmiş tüm Suriyelilerin kendi yerleşim yerlerine dönmesinin sağlanacağını ifade ederek, TSK’nin kontrolünde tuttuğu Afrin gibi bölgelere atıfla, "Bir manada buraların Türkiye işgalinden kurtulması demektir" dedi.

Abdi: Suriye'nin inşası için gerçek bir fırsat​


Mazlum Abdi, anlaşmanın ardından sosyal medya üzerinden açıklamada bulundu.

Abdi, "Bu hassas dönemde halkımızın adalet ve istikrar özlemlerini yansıtan bir geçiş süreci sağlamak için hep birlikte çalışıyoruz" dedi.

"Tüm Suriyelilerin haklarını garanti altına alan, onların barış ve özlemlerini gerçekleştiren daha iyi bir gelecek inşa etmeye kararlı olduklarını" söyleyen Abdi, "Bu anlaşmayı, tüm bileşenleri kapsayan, iyi komşuluk ilişkilerini güvence altına alan yeni bir Suriye'nin inşası için gerçek bir fırsat olarak değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.

PYD Eşbaşkanı: Yok edilmek istenen Kürt halkı, bugün Suriye devletinin ortağı​


Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Xerîb Hiso ise yapılan "anlaşmanın temelinin 21 yıl önce atıldığını" söyledi. Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre Hiso, sözlerine şöyle devam etti:

"Baas rejimi Kamışlı'da 21 yıl önce saldırı yaptığında kimse Suriye’de bu kadar Kürt olduğunu tahmin etmiyordu. Bu saldırı Kürtlerin iradesini ortaya çıkardı ve milyonlarca Kürt olduğu ortaya çıktı. Rejim, 2004’te Kürtleri teslim almış olsaydı 2012’de Rojava Devrimi olmayacaktı. Rejimin amacı Kürtleri yok etmekti. Bu amaç uğruna Türkiye ile Adana Mutabakatı imzalandı. Suriye iç savaşı başladığında da ilk Kürtlerin yaşadığı kentlere saldırdılar. Çünkü bu devrimin öncülüğünü Kürtlerin yapacağını biliyorlardı. Saldırılar, 14 yıldır elde ettiğimiz kazanımların önüne geçemedi."

"Rejim, kendi halkının sesini duymak yerine emperyalist devletlerin maşalığını yaptı" iddiasında bulunan Hiso, "Rejim gitti ama halklar kaldı. 21 yıl önce yok edilmek istenen Kürt halkı, bugün Suriye devletinin ortağı. Kendi mücadelesi ile bugün anlaşmalar imzalıyor" yorumunda bulundu.

Hiso, anlaşma kapsamında gelecek günlerde komitelerin oluşturulacağını ve maddeler üzerine konuşulacağını aktardı. Bahse konu anlaşmayla Suriye'de yeni bir sürece girildiğini ve çatışmaların son bulmasının önünün açılacağını söyledi. Hiso, sözlerini "Ateşkes olursa evlerinden çıkarılan herkes evlerine dönecek. Suriyeli olmayan, dışarıdan gelen çeteler, katliam yapanların Suriye’de bir işi kalmayacak. Bu yeni süreç, herkesin diyalog içinde olduğu yeni bir Suriye’nin inşa edilmesine vesile olsun" ifadeleriyle noktaladı.

Salih Müslim: Devletin her şeyine ortak oluyoruz​


PYD Başkanlık Konseyi Üyesi ve Dışilişkiler Sözcüsü Salih Müslim ise katıldığı ANF yayınında anlaşma ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Rojava'ya gönderdiği mektup hakkında açıklamalarda bulundu.

Anlaşmanın birkaç gün önce Rojava ve SDG'nin ortak toplantısında kararlaştırıldığını aktaran Müslim, "Komitelerin oluşturulması ve 7-8 maddelik bir anlaşma olacağı kararlaştırılmıştı. Komiteler oluşturulacak ve detaylar o komiteler arasında konuşulacak" dedi.

Müslim, "Bu anlaşma ile Rojava Devrimi perçinlendi diyebilir miyiz? En azından bölgesel anlamda Rojava statü kazandı diyebilir miyiz?" sorusuna "Evet, perçinlendi diyebiliriz. Biz bu kadar savaştık ve bu kadar mücadele ettik, sonuçta artık her şeye ortak oluyoruz. Bu devletin her şeyine ortak oluyoruz. Yönetimine, anayasasına, yaşamına, ekonomisine, her şeyine ortak oluyoruz" yanıtını verdi.

Müslim, anlaşmada yer alan "Tüm Suriyelilerin dini ve etnik kökenlerine bakılmaksızın siyasi sürece ve tüm devlet kurumlarına yetki ve sorumluluk temelinde temsil ve katılım haklarının garanti altına alınmasına" ilişkin maddenin sadece Rojava'da değil, tüm Suriye'de uygulanacağını belirtti. Öte yandan Müslim, anlaşma kapsamında “Kürtlerin eşit vatandaşlık haklarının hepsini elde edeceklerini” söyledi.

'Bir manada Türkiye işgalinden kurtulması demek'​


Müslim, “Bir diğer madde ise Suriye topraklarının tamamında ateşkes sağlanması. Ancak Rojava’ya dönük saldırılar sürüyor. Türk devletinin ve bağlı çetelerin saldırıları var. Bu saldırılara karşı ortak bir tutum mu alınacak?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Bu çatışmalar ve çetelerin yaptıkları kanun dışı olacaktır. Bu saldırılara birlikte karşı koyacağız. Kimse bunların devletin bir gücü olduğunu söyleyemez. Çünkü onlar çetedir ve kanun dışıdır. Çeteler saldırılarına devam ederse birlikte savaşmayı gerektirir.”

Müslim, yerlerinden edilmiş tüm Suriyelilerin kendi yerleşim yerlerine dönmesinin sağlanacağını ifade etti ve TSK’nin kontrolünde tuttuğu Afrin gibi bölgelere atıfla, "Bir manada buraların Türkiye işgalinden kurtulması demektir" dedi.

Her bir madde için komite oluşturulacak​


Sınır kapılarının beraber yönetileceğini ifade eden Müslim, "Buralardan gelen gelirlerin dağılımına, yönetimine birlikte karar vereceğiz. Yani bu da kanunlara ve anlaşmalara bağlı olacak. Anlaşmalarda bunların detayları oluşturulacaktır" dedi ancak anlaşmanın aynı maddesinde yer alan havaalanları, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye devletinin yönetimine entegre edilmesine ilişkin yorumda bulunmadı.

Anlaşmada yer alan 8 madde için de birer komite oluşturulacağını söyleyen Müslim, sözlerine "Silahlı güçlerin bir komitesi olacak. Silahlı güçlerin nasıl katılacağını tartışacak. Bir anlaşmaya varılacak, ondan sonra yönetimin nasıl olacağına ilişkin tartışma olacak. Bu komiteler bir yıl içinde tüm bu anlaşmayı sağlamış olacak. Bunun içinde Anayasa meselesi de olabilir, bir geçici anayasa da olabilir. Daha sonra bu geçici Anayasa referanduma tabi tutulur" ifadeleriyle devam etti.

Müslim, "Peki bu anlaşma, bu anlaşma uluslararası ölçekte ne anlama geliyor?" sorusuna ise "Uluslararası güçler arabulucu oldular. Hem bizim yönetimimizin hem de Suriye yönetiminin arabulucuları vardı. Demek ki bu arabulucular onaylamış ve burada herkes kendi payına düşeni yapacaktır. Yani biz resmen bu devletin bir ortağıyız" cevabını verdi.

'Öcalan'ın mektubu bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor'​


PKK lideri Öcalan'ın Rojava'ya gönderdiği mektup hakkında da konuşan Müslim, mektubun içeriğinin kendisine iletildiğini belirtti ve şöyle konuştu:

"O mektup bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Yani Suriye’nin bir parçası olmak, beraber olmak, barışı sağlamak. Biz o mektupta söylenenlerin dışında değiliz. Biz prensip olarak barışmayı ve bu devletin bir parçası olmayı kabul ediyoruz. Tabii kendi haklarımızı, özgünlüklerimizi korumak şartıyla bu devletin içinde yerimizi alacağız. Zaten biz baştan beri de bunu söylüyorduk, bunun dışında çıkmış değiliz.

Müslim, "Öcalan'ın Rojava'ya ilişkin gönderdiği mektupta herhangi bir silahsızlanmadan veya öz savunmanızdan geri adım atmanıza dair bir söylemi var mı?" sorusuna ise "Hayır, öyle bir şey yok. Kesinlikle yok" yanıtını verdi.

SDM: Demokratik ve çoğulcu bir devletin oluşmasına katkı sağlayacak​


Rojava'da SDG'nin siyasi kanadı olarak faaliyet gösteren Suriye Demokratik Meclisi (SDM) de anlaşmanın ardından yazılı açıklama yayımladı.

SDM tarafından yapılan açıklamada, "Suriye'nin tarihsel açıdan kritik bir süreçten geçtiği" belirtilerek, imzalanan anlaşmanın, "yeni bir Suriye’nin inşası için önemli bir adım olduğu" ifade edildi. Açıklamada "Bu anlaşma, tüm halkların haklarına saygı duyan, halkın iradesini yansıtan bir anayasa temelinde şekillenecek demokratik ve çoğulcu bir devletin oluşmasına katkı sağlayacaktır" denildi.

"Anlaşmanın ulusal ortaklık, karşılıklı tanıma ve siyasi adalet temelinde ilerleyen bir sürecin gerekliliğini ortaya koyduğuna" dair değerlendirme yapılan açıklamada, "Tüm Suriyeliler, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, siyasi sürece aktif olarak katılarak kendi geleceklerini tayin etme hakkına sahip olmalıdır. Temel özgürlükler ile eşitlik ilkelerinin korunması büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi.

SDM, söz konusu anlaşmayı "siyasi çözüme yönelik önemli bir adım" olarak değerlendirdiğini belirterek, "Anlaşmanın başarısı, tüm tarafların değişime bağlılığına ve halkın iradesine saygı gösteren modern, demokratik bir devletin inşasına yönelik çabalarına bağlıdır" açıklamasında bulundu. Suriye'nin "demokratik, çoğulcu ve adem-i merkeziyetçi" bir devlet olması gerektiğine dair vurgu yapılan açıklamada, "Suriye, uluslararası arenada kendi medeniyet ve insani değerlerini koruyarak güçlü bir konumda olmalıdır" denildi.

SDM Eş Başkanı: Uluslararası arabuluculuk çabasının başında ABD var​


Rudaw’a konuşan SDM Eş Başkanı Besam İshak da imzalanan anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İshak, “Genel hatları duyurulan bu anlaşma doğrultusunda bir komite oluşturulacak ve Suriye devletinin yapısı ile Kürt, Alevi, Hristiyan ve diğer bileşenlerin rolü hakkında müzakereler yapılacak" dedi. Besam İshak, sürecin adım adım ilerleyeceğini ve askeri açıdan da aşama aşama uygulamaya konulacağını aktardı.

SDM’li yetkili, tüm sorun ve zorlukların diyalog yoluyla çözülmesi konusunda anlaşıldığını ve anlaşmazlıkları aşmak için "gerçek bir istek" olduğunu belirtti. Anlaşmanın uygulanmasının her iki tarafın da çıkarına olduğunu söyleyen İshak, “Bölgedeki son gelişmeler, özellikle de Suriye’nin kıyı şeridindeki olaylar, farklı bileşenlere yeni bir yaklaşımı gerektiriyor. Böylece, önceki rejimin müttefiklerine de tekrar eskiye dönme fırsatı verilmez” şeklinde konuştu.

ABD’nin Mazlum Abdi ile Ahmed Şara arasında arabuluculuk yaptığını açıklayan İshak, “Uluslararası bir arabuluculuk çabası oldu ve bunların başında ABD geliyor” dedi.

ENKS'den 'haberimiz yoktu' açıklaması​


Rojava’da Barzani yanlısı Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ise yapılan anlaşmadan haberdar olmadıklarını bildirdi.

Rudaw'a konuşan ENKS Sözcüsü Faysal Yusuf, "Konsey toplanmalı, sonra anlaşma hakkındaki pozisyonumuzu açıklayacağız" yorumunda bulundu.

Talabani: Önemli ve değerli bir adım​


Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Başkanı Bafıl Talabani de imzalanan anlaşmayı "önemli ve olumlu bir adım" olarak nitelendirdi.

Abdi ve Şara arasında varılan anlaşmayı "içtenlikle selamlığını" söyleyen Talabani, "Bu, yeni Suriye'de ortak yaşamı ve dayanışmayı güçlendirecek önemli ve değerli bir adımdır. Siyasi istikrarı ve güvenliği sağlamanın en doğru yolu budur" yorumunda bulundu.

Talabani, sürece destek vereceklerini ifade ederek şu ifadeleri kullandı:

"Bu anlaşma, Rojava halkının ve tüm tarafların haklarını koruyan bir adımdır. Demokratik bir ülkenin inşası için yeni bir başlangıç olmasını umuyoruz. Halkın taleplerinin ve anayasal çerçevenin temel alındığı bir mücadele ve ortaklık sürecinin başlamasını temenni ediyoruz. Sayın Mazlum Abdi’nin barış ve istikrarı tesis etme çabalarını her zaman destekleyeceğiz."

 
Üst