- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 209,386
- Tepkime puanı
- 0
JİTEM üyeleri tarafından 1990'lı yıllarda gözaltında kaybedilen ya da öldürülenlere dair açılan davalardan biri daha cezasızlıkla sonuçlandı. JİTEM Ana Davası olarak bilinen davada, 30 yıllık süre gerekçe gösterilerek zaman aşımı kararı verildi.
1999'da hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005'te hazırlanan 5 sanıklı iddianame, 2010 yılında birleştirildi ve "JİTEM Ana Davası" olarak anıldı. Söz konusu dava, yazar-gazeteci Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan dava ve Ayten Öztürk’ün işkence edilerek öldürülmesine dair 2019’da başlatılan davayla birleştirilmişti.
Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre "JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası"nın bugün Ankara'da görülen duruşmasında, kaybedilme tarihlerinin üzerinden 30 yıl geçmesi gerekçesiyle zaman aşımından düşme kararı verildi.
1999 yılında düzenlenen iddianamelerle yargılanan 11 sanıklı ve 2005 tarihli iddianameyle yargılanan 5 sanıklı davalar, 2010 yılında birleştirildi. Gazeteci-yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de katledilmesiyle ilgili, eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı. Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zaman aşımından kurtuldu. Başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
2014 yılında Musa Anter Davası’nın, JİTEM Ana Davası’yla birleştirilmesi talebi, davanın sürdüğü Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 2015 yılında Musa Anter Davası “güvenlik" gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi birleştirme kararına itiraz etti. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin itirazını değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.
11 Temmuz 2018 tarihli duruşmada, Anter ailesi avukatı Selim Okçuoğlu’nun talebi kabul edilerek katıldığı televizyon programında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını iddia eden Genelkurmay Eski İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak dinlenmesine karar verildi.
14 Kasım 2018 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenen Pekin; "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını bildiğini, Yıldırım’a tanık koruma prosedürü uygulanıyor olabileceğini belirtince Yıldırım’ın tanık koruma kapsamının araştırılmasına karar verdi. Ancak 20 Mart 2019 tarihinde görülen duruşmada Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından mahkemeye Yıldırım’a ait koruma kaydı olmadığının bildirildiği belirtildi. Bu duruşmada ayrıca Jandarma İstihbarat Emekli Astsubayı Hüseyin Oğuz tanık olarak dinlendi. 3 Temmuz 2019 tarihli duruşmanın öne çıkan gelişmesi, 1992’de kaybedilen Ayten Öztürk’ün Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının Musa Anter Jitem Ana Davası ile birleştirilmesi oldu. Katılan avukatları dosyaların birleştirilmesini uygun bulmadıklarını; bu durumun yerel yargı birimlerinin görevlerini yapmaktan kaçınmasından kaynaklandığını ifade ettiler. Bu duruşmada katılan Orhan Miroğlu’nun talebi üzerine dinlenen tanıkların beyanında dosyanın esasına dair görgüye dayalı bilgiler yer almadı, tanıklar daha çok davaya ilişkin izlenimlerini aktardılar. Anter ailesi avukatı Selim Okçuoğlu son duruşmanın genel seyrini “Birleşen Ana Dava takip edilmiyor, deliller toplanmıyor, şimdi yeni bir dava birleşti, biz kendi delillerimiz toplanınca ayrılmasını talep edeceğiz” diyerek özetledi.
25 Eylül 2019 tarihli duruşmada, dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan tanık olarak dinlendi. Erkan, gazeteci tanık Nedret Ersanel’in Musa Anter’in öldürülmesinden sonra kendisiyle röportaj yaptığı iddialarını reddetti. Kendisine yöneltilen JİTEM’e ilişkin sorulara “Cevap vermiyorum” dedi.
25 Aralık 2019 tarihli duruşmada, Musa Anter’in öldürüldüğü gün olay yerine gitmek isterken kaçırılarak darp edilen gazeteci Ferit Aslan tanık olarak dinlendi. Çalıştıkları yerel Söz gazetesinde o gece nöbetçi olduğunu ve gelen bir ihbar üzerine olay yerine gittiklerini aktaran Aslan, ilk başta öldürülen kişinin Musa Anter olduğunu bilmediklerini söyledi. Kaçıranların kendilerini darp ettiğini söyleyen Aslan sürekli “Kimin öldürüldüğünü biliyor musunuz?, Sizi, kim niye gönderdi?” diye sorular yönelttiklerini aktardı. "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın oğlu tarafından yayımlanan bir kitapta, oğlunun Yıldırım’ın daha önce basında yer almamış fotoğraflarına yer vermesi üzerine, Gazeteci Aslan 17 senenin ardından kendilerini kaçıranlardan birinin Mahmut Yıldırım olduğunu teşhis ettiğini söyledi.
Anter ailesinin vekili Avukat Selim Okçuoğlu, zaman aşımına iki ay kala açılan bu davada yargılamanın 8 yıldır sürdüğünü ve zaman aşımına iki yıl kaldığına dikkat çekti. Bu dava dosyası ile birleşen Ayten Öztürk davasında henüz yargılamanın başlarında olduğunu, dolayısıyla makul bir süre içinde hükme erişme hakkının dikkate alınması gerektiğini ifade eden Okçuoğlu, bu nedenlerle Savaş Gevrekçi ve Hamit Yıldırım bakımından dosyanın tefrik edilmesini ve esasa ilişkin mütalaa için savcıya gönderilmesini talep etti. Dava dosyasının ayrılması yönündeki bu talebi mahkeme heyeti reddetti.
İleri tarihlerde görülen duruşmalarda da dosyanın ayrılması yönündeki talep yinelendi fakat kabul edilmedi. Avukat Selim Okçuoğlu, davanın bilinçli şekilde zaman aşımına sürüklendiğini ifade ederek, "Bu davada 3 birleşen dosya var. Bizim dosyamız dışındaki diğer 2 dosya zaten takip edilmiyor, işi mahkemeye bırakmışlar. 1 yıl sonra bu davayı yerde bırakıp gideceğiz ve o zaman adaleti nerde arayacağız?" beyanında bulundu.
21 Eylül 2022 tarihinde ise Musa Anter’in öldürülmesi ile Orhan Miroğlu’nun yaralanması eylemlerinin ve Ayten Öztürk’ün öldürülmesi eylemlerinin 1992 yılında gerçekleşmiş olması dolayısıyla 765 sayılı TCK hükümleriyle düzenlenen 30 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu nedeniyle her iki davanın düşmesine, JİTEM Davası’nın ise başka bir esasa kaydedilerek devam etmesine karar verildi. Anter ailesinin vekili Avukat Selim Okçuoğlu, Musa Anter Davası’nın zamanaşımı sonucu düşmesi kararına karşı, yaşam hakkının usul ve esas yönünden ihlali ve iç hukuk yollarının etkili bir şekilde işletilmemiş olması nedenleriyle 19 Ekim 2022 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.
JİTEM Davası Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/732 esasına kaydedildi. İlk duruşması ise 6 Şubat 2023 günü görüldü. Duruşmada, katılan vekilinin dosyanın mütalaa hazırlığı için savcıya tevdi edilmesi talebi reddedildi.
5 Haziran 2023, 29 Kasım 2023 ve 3 Haziran 2024 tarihlerinde görülen duruşmalara taraflardan katılan olmadı. Bugün görülen duruşmada kaybedilme tarihlerinin üzerinden 30 yıl geçmesi nedeniyle zaman aşımından düşme kararı verildi.
1999'da hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005'te hazırlanan 5 sanıklı iddianame, 2010 yılında birleştirildi ve "JİTEM Ana Davası" olarak anıldı. Söz konusu dava, yazar-gazeteci Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan dava ve Ayten Öztürk’ün işkence edilerek öldürülmesine dair 2019’da başlatılan davayla birleştirilmişti.
Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre "JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası"nın bugün Ankara'da görülen duruşmasında, kaybedilme tarihlerinin üzerinden 30 yıl geçmesi gerekçesiyle zaman aşımından düşme kararı verildi.
Dava sürecinde ne olmuştu?
1999 yılında düzenlenen iddianamelerle yargılanan 11 sanıklı ve 2005 tarihli iddianameyle yargılanan 5 sanıklı davalar, 2010 yılında birleştirildi. Gazeteci-yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de katledilmesiyle ilgili, eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı. Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zaman aşımından kurtuldu. Başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
2014 yılında Musa Anter Davası’nın, JİTEM Ana Davası’yla birleştirilmesi talebi, davanın sürdüğü Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 2015 yılında Musa Anter Davası “güvenlik" gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi birleştirme kararına itiraz etti. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin itirazını değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.
11 Temmuz 2018 tarihli duruşmada, Anter ailesi avukatı Selim Okçuoğlu’nun talebi kabul edilerek katıldığı televizyon programında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını iddia eden Genelkurmay Eski İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak dinlenmesine karar verildi.
14 Kasım 2018 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenen Pekin; "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını bildiğini, Yıldırım’a tanık koruma prosedürü uygulanıyor olabileceğini belirtince Yıldırım’ın tanık koruma kapsamının araştırılmasına karar verdi. Ancak 20 Mart 2019 tarihinde görülen duruşmada Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından mahkemeye Yıldırım’a ait koruma kaydı olmadığının bildirildiği belirtildi. Bu duruşmada ayrıca Jandarma İstihbarat Emekli Astsubayı Hüseyin Oğuz tanık olarak dinlendi. 3 Temmuz 2019 tarihli duruşmanın öne çıkan gelişmesi, 1992’de kaybedilen Ayten Öztürk’ün Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının Musa Anter Jitem Ana Davası ile birleştirilmesi oldu. Katılan avukatları dosyaların birleştirilmesini uygun bulmadıklarını; bu durumun yerel yargı birimlerinin görevlerini yapmaktan kaçınmasından kaynaklandığını ifade ettiler. Bu duruşmada katılan Orhan Miroğlu’nun talebi üzerine dinlenen tanıkların beyanında dosyanın esasına dair görgüye dayalı bilgiler yer almadı, tanıklar daha çok davaya ilişkin izlenimlerini aktardılar. Anter ailesi avukatı Selim Okçuoğlu son duruşmanın genel seyrini “Birleşen Ana Dava takip edilmiyor, deliller toplanmıyor, şimdi yeni bir dava birleşti, biz kendi delillerimiz toplanınca ayrılmasını talep edeceğiz” diyerek özetledi.
25 Eylül 2019 tarihli duruşmada, dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan tanık olarak dinlendi. Erkan, gazeteci tanık Nedret Ersanel’in Musa Anter’in öldürülmesinden sonra kendisiyle röportaj yaptığı iddialarını reddetti. Kendisine yöneltilen JİTEM’e ilişkin sorulara “Cevap vermiyorum” dedi.
25 Aralık 2019 tarihli duruşmada, Musa Anter’in öldürüldüğü gün olay yerine gitmek isterken kaçırılarak darp edilen gazeteci Ferit Aslan tanık olarak dinlendi. Çalıştıkları yerel Söz gazetesinde o gece nöbetçi olduğunu ve gelen bir ihbar üzerine olay yerine gittiklerini aktaran Aslan, ilk başta öldürülen kişinin Musa Anter olduğunu bilmediklerini söyledi. Kaçıranların kendilerini darp ettiğini söyleyen Aslan sürekli “Kimin öldürüldüğünü biliyor musunuz?, Sizi, kim niye gönderdi?” diye sorular yönelttiklerini aktardı. "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın oğlu tarafından yayımlanan bir kitapta, oğlunun Yıldırım’ın daha önce basında yer almamış fotoğraflarına yer vermesi üzerine, Gazeteci Aslan 17 senenin ardından kendilerini kaçıranlardan birinin Mahmut Yıldırım olduğunu teşhis ettiğini söyledi.
Anter ailesinin vekili Avukat Selim Okçuoğlu, zaman aşımına iki ay kala açılan bu davada yargılamanın 8 yıldır sürdüğünü ve zaman aşımına iki yıl kaldığına dikkat çekti. Bu dava dosyası ile birleşen Ayten Öztürk davasında henüz yargılamanın başlarında olduğunu, dolayısıyla makul bir süre içinde hükme erişme hakkının dikkate alınması gerektiğini ifade eden Okçuoğlu, bu nedenlerle Savaş Gevrekçi ve Hamit Yıldırım bakımından dosyanın tefrik edilmesini ve esasa ilişkin mütalaa için savcıya gönderilmesini talep etti. Dava dosyasının ayrılması yönündeki bu talebi mahkeme heyeti reddetti.
İleri tarihlerde görülen duruşmalarda da dosyanın ayrılması yönündeki talep yinelendi fakat kabul edilmedi. Avukat Selim Okçuoğlu, davanın bilinçli şekilde zaman aşımına sürüklendiğini ifade ederek, "Bu davada 3 birleşen dosya var. Bizim dosyamız dışındaki diğer 2 dosya zaten takip edilmiyor, işi mahkemeye bırakmışlar. 1 yıl sonra bu davayı yerde bırakıp gideceğiz ve o zaman adaleti nerde arayacağız?" beyanında bulundu.
21 Eylül 2022 tarihinde ise Musa Anter’in öldürülmesi ile Orhan Miroğlu’nun yaralanması eylemlerinin ve Ayten Öztürk’ün öldürülmesi eylemlerinin 1992 yılında gerçekleşmiş olması dolayısıyla 765 sayılı TCK hükümleriyle düzenlenen 30 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu nedeniyle her iki davanın düşmesine, JİTEM Davası’nın ise başka bir esasa kaydedilerek devam etmesine karar verildi. Anter ailesinin vekili Avukat Selim Okçuoğlu, Musa Anter Davası’nın zamanaşımı sonucu düşmesi kararına karşı, yaşam hakkının usul ve esas yönünden ihlali ve iç hukuk yollarının etkili bir şekilde işletilmemiş olması nedenleriyle 19 Ekim 2022 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.
JİTEM Davası Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/732 esasına kaydedildi. İlk duruşması ise 6 Şubat 2023 günü görüldü. Duruşmada, katılan vekilinin dosyanın mütalaa hazırlığı için savcıya tevdi edilmesi talebi reddedildi.
5 Haziran 2023, 29 Kasım 2023 ve 3 Haziran 2024 tarihlerinde görülen duruşmalara taraflardan katılan olmadı. Bugün görülen duruşmada kaybedilme tarihlerinin üzerinden 30 yıl geçmesi nedeniyle zaman aşımından düşme kararı verildi.