- Katılım
- Ocak 16, 2025
- Mesajlar
- 200,889
- Tepkime puanı
- 0
İyi tarafta mısın kötü taraf mı? Ve bu kime göre neye göre… Şapkamızı önümüze alıp günlük ya da yaşadığımız olayı düşünürken objektif olabiliyor muyuz? Kendimizi gerçekten haksız görebiliyor muyuz? Muhasebemizi yapıp kendimizi haksız görüyorsak güzel bir yol kat ediyoruz ama bu burada sınırlı kalıyorsa egomuza ya da nefsimize yenik düşüp karşı taraftan özür dilemek ya da onu anladığımızı düşünüp durumu düzeltmek için faaliyete geçmiyorsak muhasebe yapmanın bir anlamı olmuyor. Okuduğum birçok farklı türden kitaplarda yapılan kötülüğe karşı farklı yorumlamalar görüyorum ve bunu kendi içimde çözmeye çalışıyorum. Mesela pek çok kaynakta şöyle der; biri size bir kötülük yaptığında sizde karşılık verin kısasa kısas, Sakın sana yapılan kötülüğe aynı kötülükle karşılık verme, İyilikten maraz doğar… Peki, biz bu durumda hangisini yapacağız? Nefs taşıyoruz ve beşer bir mahlûkatız her ne kadar kâmil bir insan olma yolunda ilerlemekse de amacımız bir anlık nefsani duygularla bu gibi durumlarda maalesef karşılık verme durumunda kalıyoruz. Fakat böyle olmamalı peki nasıl? Yakın çevremizle yaşanılan bir olayı düşünürsek zor olsa da hiç bir aksiyon almadan uzaklaşmak faydalı bir durum olacaktır. Çünkü ilahi sistem öyle muhteşem bir düzenle işliyor ki bizim artık hayatımızdan çıkmasını istediği kişileri otomatik şekilde uzaklaştırıyor, bu bilinçte olduğumuzda inanınca hiçbir şekilde karşılık vermek istemiyorsunuz. Günlük yaşamda, trafikte, market sırasında, herhangi önemsiz konuşmalarda bile sinir bozucu ve müdahale etmeniz gereken durumlarda sakinliğimizi koruyup buna göre yol almalıyız. Hakkımızın yendiğini düşünüp müdahale gerektiren durumlarda sessiz kaldığımız da ilahi sistem bizim haberimiz olmasa bile buna cevap veriyor. Ve dip not olarak ta eklemek isterim ki: İyilik herkesin yapabileceği bir şey tabii gerçekten isterlerse ‘’ ve yapılan iyiliği karşılık beklemekten yapmakta önemli bir farkındalıktır.